İyi bir tiyatro kültürü ve iyi bir oyun hafızasına sahip olanlar, “Yazık olmuş insanlara!” cümlesini pek fazla zorlanmadan hatırlayacaklardır; ya da şu sözleri anımsayacaklardır: “Yaşam korkunç! Yaşam kötü! İnsan olmak kolay değilmiş! Yazık olmuş insanlara!” Bu sözler Tanrı İndra’nın kızına ait; bu kız da İsveçli oyun yazarı, romancı ve şair August Strindberg’in “Ett Drömspel” (Düş Oyunu) isimli şiirsel ve mistik eserindeki baş karakterdir!..
August Strindberg parlak bir zekâya sahip çok önemli bir yazar. Eserleri 55 cildi bulur!.. 47 uzun ve 12 de kısa oyun yazmıştır. Çocukluğu, gençliği, evliliği ıstıraplar içinde geçmiş bu çok yönlü ustanın yaşamı gerçekten ilgi çekicidir.
1901 yılında yazdığı üç perdelik “Düş Oyunu” Milli Eğitim Bakanlığı’nın “İsveç Klâsikleri” dizisinde yayınlanmıştır. Daha sonra 2001 yılında Cumhuriyet Gazetesi tarafından günümüz Türkçe’siyle sadeleştirilerek yeniden basılmıştır. Cumhuriyet Gazetesini hem bu oyunu yeniden bastığı için ve hem de eserin çeviri dilini güncelleştirdiği için kutlamak gerek.
Bu dil güncelleştirmesi olayı gerçekten önemli. 1940’larda basılan eserler dil bakımından yeni kuşakları açıkça zorlamaktadır. Hele günümüz Türkiye’sindeki Arapça-Farsça yoğunluklu hukuk metinleri tam bir delilik; bir vekaletname okuduğunuzda insan şaşar kalır; bu nasıl bir tutucu yaklaşım, nasıl bir akıldışı uygulamadır ki günümüz Türkçe’si yerine hâlâ o eski dili bütün yoğunluğuyla ve büyük bir marifetmiş gibi kullanır? Arapça-Farsça sözcükler elbette kullanılacaktır, bunları bir zenginlik olarak görebiliriz; mutluluk ve saadet, yaşam ve hayat sözcükleri bir zenginliktir, yanlış olan aşırılıklardır ve bundan kaçılmalıdır, hukuk metinlerindeki aşırılık ortadan kaldırılmalıdır.
Yazımın başlığına dönelim şimdi; “Olmak ya da olmamak” kadar önemli o söze yakından bakalım: “Yazık olmuş insanlara!” Oyunda Tanrı İndra’nın kızı insanların durumunu öğrenmek için yeryüzüne inmiştir. İndikten sonra da gözlemler yapar, insan gibi yaşar, bir avukat sevgili bulur; insanla ilgili yargısı şu olur: “Yazık olmuş insanlara.” Bu cümle duyarlı kişiler için bir meditasyon cümlesidir esasen. Çarpıcı, zihni durdurucu bir cümledir. Meditasyon zihnin durduğu, sessizliğin, sonsuzluğun içine girildiği andır. Yazık olmuş insana dendiğinde duyarlı ve gözlem yeteneği yüksek kişi bütün bir insanlık tarihini, savaşları, yıkımları, kavgaları, dövüşleri, yaşamın küçük büyük bütün tuhaf sorunlarını, saçmalıklarını, deliliklerini şimşek hızıyla bir anda düşünür; bir damlanın okyanusa düşmesi gibi kendisini engin bir okyanusta bulur ve içinde kaybolur!..
İndra’nın kızı avukatla yaşar, çocukları olur ve şöyle bir bölüm geçer: “Sevgilim, ölüyorum! Bu havasızlık, apartman aralığına bakan bu odalar, bu bitmez tükenmez uykusuz saatler boyunca dinlediğim çocuk çığlıkları, dışarıda bekleşen insanlar, onların dertleri, kavgaları, yakınmaları öldürüyor beni. Bu evin içinde öleceğim!..”
Strindberg’in meselelere kötümser gözle bakan bir yapısı olduğu görülüyor. Kötümserliğin, karanlık bakışın esasen iyi yanları vardır. Eğer insanoğlunun sorunu yoktur, insanlığın sorunu yoktur, “Ne güzel olmuş insanlara!” diye düşünürsek o zaman mevcut durumdan memnun olduğumuz anlamı çıkar. Memnunluk bir anlamda atalet, yani tembellik demektir! Memnunken insan bir şeyleri değiştirmeye çalışmaz; memnuniyet koltuğa rahatça kurulup oturmayı, keyfetmeyi emreder; memnuniyetsizlik ise çözüm için bir çabayı ortaya çıkarır, daha iyiye gidişin yolunu hazırlar.
İyi bir tiyatro okuyucusu belki 500 tane oyun okumuş olabilir, ama eğer Strindberg’i okumamışsa bu önemli bir eksikliktir, çok ilginç şeyler, değişik anlatım biçimleri ıskalanmış demektir. Tabiî burada “Salt” okuma pek bir işe yaramaz; kişi okuduğunu içselleştirmelidir de! İnsan okuduklarını iyice özümseyip içselleştirmiyorsa okunan şey beynin içinden bir rüzgar gibi gelip geçer; rüzgâr da kalıcı değil anlık bir ferahlık yaratır yalnızca.
August Strindberg 1912 yılında Stockholm’de mide kanserinden öldü ve geride pek çok eser bıraktı. O genellikle modern ve öncü tiyatronun babası, düş oyunlarının kurucusu olarak kabul edilir. Umarım bir gün, parasal kaygılar içinde olmayan ve sanata içtenlikle değer veren “gerçek” bir yayınevi “August Strindberg-Bütün Oyunları” şeklinde bir kitabı yayınlar…
2012 yılı Strindberg’in 100. ölüm yıldönümü olacak. 2012 yılına geldiğimizde de biz yine onun sözünü tekrar edeceğiz: “Yazık olmuş insanlara!..”
Mehmet Murat ildan
No comments:
Post a Comment