Wednesday, August 26, 2009

ARTHUR MILLER’IN ÖLÜMÜ ÜZERİNE

Toplumcu olarak bilinen, ahlaksal konular üzerinde yoğunlaşmış Amerikalı oyun yazarı Arthur Miller, yaşayan her insanın üzerinde Demokles’in kılıcı gibi duran ölüme 89 yaşında yenik düştü…

Siraküza tiranı yaşlı Dionysios’un bir nedimi (yakın dostu) vardı, ismi Demokles’ti. Demokles sürekli olarak krala krallığın verdiği mutluluğu överdi. Kral Dionysios da “Senin de bu mutluluğu tatmanı istiyorum” diyerek tahtını bir günlüğüne Demokles’e bıraktı. Demokles buna çok sevindi, ancak şölenin ortasında başının üzerinde sadece bir tek at kılına bağlı bir kılıcın sallandığını gördü. Ölüm de Demokles’in kılıcıdır, yaşam bir tek at kılına bağlıdır, kesinlikle daha fazlasına değil…

Miller, 1916 yılı New York doğumludur. Amerikan toplumu ve tiyatrosuna sorumluluk anlayışını sokmaya çalışmıştır. Bir gün şöyle demişti Miller: “Ben, düşüncelerle alışverişi olmayan, ne yaptığını bilmeyen, bilmek de istemeyen bir toplumda yazıyorum…”

Miller temelde şunu söylüyordu: Yaşadığı toplumda herkes toplumsal bir sorumluluk duymalı, aksi taktirde suçlu olacaktır! Miller’ın ilk başarısı All My Sons (Bütün Oğullarım) oyunudur. Savaş pilotlarının güvenliğini hiçe sayarak para kazanan bir uçak motoru satıcısını anlatmıştır.

Miller’ın bizde de yaygınca bilinen iki önemli oyunu var. Bunlardan biri The Crucible (Cadı Kazanı-1953) diğeri de Death of a Salesman (Satıcının Ölümü-1949) dür. Cadı Kazanı 1962 yılında bizim iki ünlü edebiyatçımız, Sabahattin Eyüboğlu ve Vedat Günyol, tarafından çevrilip Milli Eğitim Modern Tiyatro Eserleri dizisinde yayınlanmıştı. Cadı Kazanı McCarthy’ciliğin komünizm avcılığının siyasal bir alegorisidir (öğüt verici hikayeleştirmesidir) Miller’ın kendisi de zaten 1940lı yıllarda komünistlik soruşturmalarına uğramıştı. Cadı Kazanı oyunu da McCarthy’ciliği eleştirdiği gerekçesiyle kovuşturmaya uğramış ve Miller suçlu bulunmuştu.

Diğer oyun “Satıcının Ölümü” onun en ünlü oyunudur. Miller üzerine çok sayıda kaynak vardır, ilgilenenler bunları inceleyebilirler. Miller’ın bize verdiği en önemli mesaj şudur: Toplum, bireyleri yanlış değerlere yönlendirebilir; ancak birey yanlıştan doğruyu çıkarma sorumluluğunda olmalıdır.

Her zaman yinelediğimi bir kez daha dile getireyim: Bir yazarı tanımanın biricik ve en etkin yolu onun eserlerini okumaktır. Arthur Miller’ın önemli oyunlarının ve göreceli olarak gölgede kalmış öteki oyunlarının önümüzdeki tiyatro sezonlarında oynanmasını umuyor ve diliyorum.

Şahsen ruhun varlığına inanmam (Bilim aksini kanıtlayıncaya dek en azından.) Ruh dediğimiz elle tutulamayan, görülemeyen o gizemli şey düşüncenin ta kendisidir. O halde Miller’ın bedeni öldü ancak ruhu yaşamaktadır ve bu ruh onun eserlerindedir… Arthur Miller 89 yaşındayken eski eşi Marilyn Monroe'yu konu alan yeni bir oyun yazdı, yani ölümüne kadar yazarlık yaptı.

Mehmet Murat ildan

No comments:

Post a Comment