Wednesday, August 26, 2009

SANATIN YÜKSELİŞİ İÇİN TEMEL BELİRLEYİCİ NEDİR?

Tiyatro ile ekonomik kalkınma arasındaki ilişkiye dair Amerika'dan bir örnek vererek yazıma başlamak istiyorum.

Amerika'da 1800 ile 1825 yılları arasında tiyatro sayısı oldukça azdı. Oyuncuların sayısı ise 150 kadardı, yani komik denecek bir ölçüdeydi! Bu zaman diliminde şehirler nüfus açısından seyrekti ve tiyatro seyircisi de son derece azdı. Sadece 60 yıl sonra, yani 1885 yılına geldiğimizde, 3500 şehirde 5 binden fazla tiyatro açılmıştır! Oyuncuların sayısı ise 150'den 70 000'e çıkmıştır; müthiş bir sıçrama gerçekleşmiştir!..

Yukarıdaki örnekte de gördüğümüz gibi Amerikan tiyatrosu ülkenin iktisadi açıdan gelişmesine paralel bir çıkış yapmıştır. Ekonomik kalkınma elbette tiyatronun da kalkınmasına önemli katkı yapmaktadır; ancak temel belirleyici olan sadece ekonomik kalkınma mıdır yoksa ondan daha da önemlisi tercihler midir? Hiç şüphesiz asıl belirleyici olan "Tercihlerdir!"
Amerikan toplumu, Amerika'yı yönetenler ekonomik yükselişe rağmen tiyatroya gerekli önemi vermeyebilirlerdi. Tercihlerini başka alanlarda kullanabilirlerdi. Salt ekonomik yükseliş, sanatın da yükselişi anlamına hiç gelmez. Sanata ne kadar para harcayacağınız sizin tercihinize kalmıştır. Sanata 1 katrilyon da harcayabilirsiniz, 500 milyar da, 5 milyar da!.. Temel belirleyici tercihlerdir. O halde bir ülkede tiyatronun, genel anlamda da sanatın yükselişe geçmesi için ekonomik kalkınmanın yanında sanata gerçek manada değer veren bir anlayış, sanatın önemini kavrayan ilerici, aydın, zeki bir zihniyet mutlak bir zorunluluktur.

Sanat neden önemlidir? Egon Friedell'in Antik Yunan'ın Kültür Tarihi kitabında şöyle bir cümle var: "Hellen ulusu çok kereler halkların dâhisi diye tanımlanmıştır." Bunun en önemli sebeplerinden biri de düşünceye ve sanata verdikleri önemdi. Teknik bakımdan Hellenler Mısırlıların, Babillilerin ve hatta kendi ataları Mikenlerin bile gerisindeydiler. Astronomi tasarımları çocuksuydu. İcatlar bakımından fakirdiler. Ancak onlar sanata ve düşünceye ağırlıklarını koydular; bu ağırlık onlara tarihte çok itibarlı bir yer kazandırmıştır. Sanata değer verişin getireceği o müthiş itibarın önemini kavrayan kültürlü, entelektüel devlet yöneticilerine, sanatı en üst düzeyde destekleyen özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarına sahip bir ülke olabilmeyi başarırsak işte ancak o zaman toplum olarak kendimizi şanslı sayabilir, geleceğimizi parlak görebiliriz.

Yazımı Jean Paul Richer'in şu sözleriyle noktalıyorum: "Yasalar, zamanlar ve uluslar bütün eserleriyle yıkılıp giderler, yalnız sanatın yıldızları, zamanın ufuklarında sonsuz ışıklar gibi parıldar."

Mehmet Murat ildan

No comments:

Post a Comment