Jean Baptiste Poquelin dersek hiç şüphesiz çoğu kişi o da kim diyecektir! Poquelin klâsik Fransız komedyasının kurucusudur ve Moliere adıyla bilinir! İlk kez 23 yaşındayken İllustre Théatre’da bu ismi kullanmaya başlar. Paris doğumlu bu dev isim ne yazık ki sadece 51 yıl yaşamıştır; Hastalık Hastası (Le Malade İmaginaire) isimli oyununda oynadıktan 2 saat sonra yaşama gözlerini yummuştur. Büyük ustaların yaşamlarını bilmek, hangi aşamalardan geçtiklerini, hangi badireleri atlattıklarını görmek, onların hayat hikâyelerinden ders çıkarmak, attıkları adımları incelemek, gittikleri yollardan esinlenmek kuşkusuz çok yararlıdır. Ancak ben bu kısa yazımda onun ilginç yaşamından bahsetmeyeceğim.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 1965 yılında Moliere’in bir oyunu yayınlandı. Afif Obay tarafından dilimize çevrilen bu oyunun ismi “Zorla Evlenme”dir, (Le Mariage Forcé). Bu oyun 35 sayfalık kısa bir oyun, ancak Dünya Tiyatrosunun en komik sahnelerinden birini içerir.
Sganarelle bir gün Dorimene isimli bir kadınla evlenmeye karar verir ve arkadaşı Geronimo’dan bu konuda tavsiye almak ister. Ancak Geronimo’nun bir işi vardır ve Sganarelle’ye evlilik konusunda tavsiye alması için iki filozof önerir. Bu filozoflardan biri Pancrace’dır. Pancrace Aristotelesçi bir filozoftur. Bildiğimiz gibi Aristoteles gelmiş geçmiş en engin zekalardan biridir. Eserleri yüzyıllar boyunca insan bilgisinin ulaşabileceği en son nokta olarak kalmıştır. Oyunda Pancrace “Mantık” meselelerine, bir şapkanın biçimi yerine bir şapkanın şeklinden söz edilmesi gerektiği türünden konulara takılır (Biçim canlı cisimlerin dış hali, şekil ise cansız cisimlerin dış hali konusunu açıklar…) ve çok gülünç bir konuşma geçer.
Bu filozoftan umudunu kesen Sganarelle bu kez öteki filozofa gider. Onun ismi Marphurius’tur. Bu filozof ise Pyrron’cu bir filozoftur. Yunanlı Pyronn şüpheci felsefe okulunun kurucusudur. Ona göre hiçbir şey kesin olarak bilinemez. Çünkü her şey her an değişmektedir. Marphurius’la Sganarelle’nin konuşmaları gerçekten harikadır. Kısa bir bölüm aktarayım:
Sganarelle: Sayın üstat, ufak bir iş hakkında sizden fikir almak istiyorum, buraya onun için geldim…
Marphurius: Sayın bay Sganarelle, rica ederim bu konuşma tarzını değiştirin. Bizim felsefemiz kesin cümleler kullanmamayı, her şeyden şüphe ile bahsetmeyi, yargıyı devamlı geri bırakmayı emreder. Bu sebeple siz de “Geldim” dememelisiniz, “bana öyle geliyor ki geldim” demelisiniz.
Sganarelle: Bana öyle geliyor ki mi?
Marphurius: Evet.
Sganarelle: Tuhaf şey! Elbette bana öyle gelir, çünkü öyledir.
Marphurius: Böyle bir sonuç çıkarılamaz. Bir şey gerçek olmadan da size öyle gelebilir.
Sganarelle: Nasıl? Benim buraya geldiğim gerçek değil mi?
Malphurius: Belli olmaz, biz her şeyden şüphe etmek zorundayız…
Diyaloglar artan bir komiklik içinde devam eder. Burada asıl varmak istediğim sonuç şudur. Moliere diyince akla ya “Cimri” oyunu gelir veyahut “Hastalık Hastası” gelir. Onun genellikle bu oyunları sıkça oynanır. Büyük kalemlerin belli oyunlarına takılıp kalmak yanlıştır. Tiyatro Toplulukları oyun seçerken hemen ilk başta o yazarın en çok bilinen, en popüler oyunlarına yönelmeleri yerine onun öteki oyunlarını da gözden geçirmeliler. Tatlı bir kaynaktan bir tasa su doldurduğumuzda o suyun altı da tatlıdır, üstü de tatlıdır. Üstat Poquelin gibi yazarların bütün eserleri göz önüne alınmalı, lokalize olunmamalı, yelpazenin birkaç dilimine takılıp kalınmamalıdır.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 1965 yılında Moliere’in bir oyunu yayınlandı. Afif Obay tarafından dilimize çevrilen bu oyunun ismi “Zorla Evlenme”dir, (Le Mariage Forcé). Bu oyun 35 sayfalık kısa bir oyun, ancak Dünya Tiyatrosunun en komik sahnelerinden birini içerir.
Sganarelle bir gün Dorimene isimli bir kadınla evlenmeye karar verir ve arkadaşı Geronimo’dan bu konuda tavsiye almak ister. Ancak Geronimo’nun bir işi vardır ve Sganarelle’ye evlilik konusunda tavsiye alması için iki filozof önerir. Bu filozoflardan biri Pancrace’dır. Pancrace Aristotelesçi bir filozoftur. Bildiğimiz gibi Aristoteles gelmiş geçmiş en engin zekalardan biridir. Eserleri yüzyıllar boyunca insan bilgisinin ulaşabileceği en son nokta olarak kalmıştır. Oyunda Pancrace “Mantık” meselelerine, bir şapkanın biçimi yerine bir şapkanın şeklinden söz edilmesi gerektiği türünden konulara takılır (Biçim canlı cisimlerin dış hali, şekil ise cansız cisimlerin dış hali konusunu açıklar…) ve çok gülünç bir konuşma geçer.
Bu filozoftan umudunu kesen Sganarelle bu kez öteki filozofa gider. Onun ismi Marphurius’tur. Bu filozof ise Pyrron’cu bir filozoftur. Yunanlı Pyronn şüpheci felsefe okulunun kurucusudur. Ona göre hiçbir şey kesin olarak bilinemez. Çünkü her şey her an değişmektedir. Marphurius’la Sganarelle’nin konuşmaları gerçekten harikadır. Kısa bir bölüm aktarayım:
Sganarelle: Sayın üstat, ufak bir iş hakkında sizden fikir almak istiyorum, buraya onun için geldim…
Marphurius: Sayın bay Sganarelle, rica ederim bu konuşma tarzını değiştirin. Bizim felsefemiz kesin cümleler kullanmamayı, her şeyden şüphe ile bahsetmeyi, yargıyı devamlı geri bırakmayı emreder. Bu sebeple siz de “Geldim” dememelisiniz, “bana öyle geliyor ki geldim” demelisiniz.
Sganarelle: Bana öyle geliyor ki mi?
Marphurius: Evet.
Sganarelle: Tuhaf şey! Elbette bana öyle gelir, çünkü öyledir.
Marphurius: Böyle bir sonuç çıkarılamaz. Bir şey gerçek olmadan da size öyle gelebilir.
Sganarelle: Nasıl? Benim buraya geldiğim gerçek değil mi?
Malphurius: Belli olmaz, biz her şeyden şüphe etmek zorundayız…
Diyaloglar artan bir komiklik içinde devam eder. Burada asıl varmak istediğim sonuç şudur. Moliere diyince akla ya “Cimri” oyunu gelir veyahut “Hastalık Hastası” gelir. Onun genellikle bu oyunları sıkça oynanır. Büyük kalemlerin belli oyunlarına takılıp kalmak yanlıştır. Tiyatro Toplulukları oyun seçerken hemen ilk başta o yazarın en çok bilinen, en popüler oyunlarına yönelmeleri yerine onun öteki oyunlarını da gözden geçirmeliler. Tatlı bir kaynaktan bir tasa su doldurduğumuzda o suyun altı da tatlıdır, üstü de tatlıdır. Üstat Poquelin gibi yazarların bütün eserleri göz önüne alınmalı, lokalize olunmamalı, yelpazenin birkaç dilimine takılıp kalınmamalıdır.
Mehmet Murat ildan
No comments:
Post a Comment