İnsanların çok büyük bir bölümü ileri doğru ya da yere doğru bakarlar; yani pek çok insanın dikkati yeryüzüne doğru yönelmiştir. Başlarını kaldırıp göklere bakan meraklılar ise çıplak gözle bile geceleri yüz binlerce gökcismi görebilirler. Uzayda, orada bir yerlerde başka yaşamlar olması çok muhtemeldir.
Başka gezegenlerde de yaşamlar varsa insanoğlunun aklı oraları dünyayla karşılaştırmaya başlar hemen. Mesela konumuzla ilgili şu soru muhakkak ki sorulacaktır: Başka yaşamların olduğu başka gezegenlerde de tiyatro sanatı var mıdır? Bu sanat oralarda da keşfedilmiş midir? Eğer varsa onlarda tiyatro nasıl yapılmaktadır? Hangi düzeye erişmişlerdir? Bizde tiyatronun vardığı en üst nokta Shakespeare’dir ve Shakespeare henüz aşılmamıştır; ama aşılacaktır, üst düzey edebiyatla aşılacaktır yine, başka türlü asla aşılamaz zaten.
Çoğu kez bilim-kurgu olarak algıladığımız dünya dışı analizler esasen bir süre sonra gayet gerçekçi bir yapıya kavuşabilmektedirler. Evrenin bizim bilmediğimiz bir noktasında belki şu anda uzayın karanlık boşluğuna kurulmuş dev bir platformda gezegenler arası Tiyatro Festivali yapılmaktadır. Hayal gücünün sınırları olmaz, olmamalıdır. Oradaki koşullar nedir? Dünyada aşk var diye başka yerlerde de aşk olacak diye bir şey yoktur; aşkın olmadığı yerde Romeo Juliet türü oyunlar var olabilecek midir?.. Olsa bile ne denli doğal olabilecektir?
Belki başka dünyalarda ölümsüzlük keşfedilmiştir; o zaman içinde ölüm geçen bizim oyunlarımız onlara ne kadar da ilkel gelecektir! Belki de tam tersi, içinde ölüm olan oyunlarımız onlara nostaljik gelecektir; sürekli yaşayan bir yaratık acaba yaşamaktan usanıp da bir gün gelir ölüme heveslenmez mi?
Belki uzayda bir yerde içinde sadece oyun yazarlarının yaşadığı tuhaf bir gezegen de vardır; bunlar makine gibi oyun yazmakta ve galaksinin değişik yerlerine oyunlarını ulaştırmaktadırlar. Belki onların teknolojik gelişmişlik düzeyleri bize göre o kadar iyidir ki, artık onların tiyatrolarında gelişmiş robotlar sahneye çıkmaktadırlar!..
Bu belkilerin sonu hiçbir zaman gelmez; şimdi oturup sabaha kadar beş yüz sayfa “Belki orada şu da vardır.” şeklinde yazabiliriz. İnsan zaman zaman kuma gömdüğü kafasını kumdan çıkarmalı ve gökyüzüne bakmalı. Uzayda başka yerlerde yaşam var mı, ki büyük ihtimalle var, o halde orada sanat var mı? Sanat varsa hangi düzeyde? Bizden ileri mi geri mi? Her şey çok ilerlerse sanat yok mu olacaktır?
Geçenlerde Discovery uzaya çıkıp geri geldi… Uzaklara gitmeli insanoğlu, çok uzaklara; oralarda da sanat varsa onları keşfetmeli ve kendi sanatımızla karşılaştırmalı!..
Mehmet Murat ildan
No comments:
Post a Comment