Amerika ve Kanada’da Thanksgiving Day (Şükran Günü) vardır. Tarihsel olarak baktığımızda, Şükran Günü hasat zamanı bitiminde yapılan bir kutlamaydı; Tanrı’ya teşekkür edip şükranları sunma günüdür kısacası. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü bildirilerinde şükran sunma meselesi hep unutulur.
İnsanları tiyatronun büyülü dünyasına çeken gerçekte nedir? Bizleri ve tiyatroyu seven milyonları tiyatroya bağlayan, ona saygı ve hayranlık duymamızı sağlayan şey geçmişte yaratılmış büyük eserlerdir! Bizi tiyatroya bağlayıp onu sevdiren Sophokles’in Antigone’sidir, Shakespeare’in Romeo ve Juliet’idir, Çehov’un Martı’sıdır, Goethe’nin Faust’udur, Moliere’in Cimri’sidir, Rostand’ın Cyrano’sudur, Gogol’un Müfettiş’idir!..
Bu büyük oyun yazarlarının büyük eserlerini literatürden çekip çıkarırsanız tiyatro bir anda korkunç fakirleşir, müthiş bir değer kaybına uğrar, sıradanlaşır. Tiyatroyu tiyatro yapan onlardır. Dünya Tiyatro Günü benim için bir Şükran Günüdür! Yazdıkları eserlerle insanlığı yüceltmiş, özellikle kendilerinden sonra gelen biz oyun yazarlarına paha biçilmez bir vizyon vermiş bu büyük isimlere minnettarlık sunma günüdür. Onların isimlerini anmaksızın bir Dünya Tiyatro Günü kutlamak mümkün değildir.
Özellikle oyun yazarlığı yapanlar için 10-15 tane çok büyük hoca vardır ve bunlardan birinin öğrencisi olmak her zaman için büyük bir ayrıcalıktır. Bu hocalar artık yaşamıyorlar, ancak sevgi bağıyla onların öğrencisi olmak her zaman mümkündür. Çehov büyük bir öğretmendir, onun okulunda yetişmek zevklidir; İbsen iyi bir ustadır, onun mektebinde okumak güzeldir, Strindberg yaman bir üstattır, onun akademisinde eğitilmek pek hoştur….
27 Mart 2005 Dünya Tiyatro Gününde ben bu büyük isimleri şükranla anıyorum. Onlar tiyatroyu, baktığımız zaman büyülendiğimiz bir cennete çevirdiler, onlar tiyatroyu edebiyatın zirvesine taşıdılar, ona derinlik ve büyüklük, zarafet ve ihtişam kattılar. Bizim tiyatro aşkımızın ateşini yakan onların alevleridir!..
Tiyatro salonlarınız olabilir; dekorlarınız, paranız, pulunuz, ışıkçınız, oyuncunuz, makyajcınız, yönetmeniniz, dramaturglarınız, seyircileriniz olabilir, ama eğer büyük oyun yazarlarınız yoksa gerçek tiyatro yok demektir! Oyun yazarlığımızın ne denli önemli olduğu gerçeği maalesef bizde henüz anlaşılamamıştır!..
Yine bir Dünya Tiyatro Gününde, yeni ve “kaliteli” oyun yazarlarına gereken desteği ve önemi hiçbir şekilde vermeyen “kötü niyetli anlayışı” kınıyorum! Ancak kırlar, bakılmasa, gübrelenmese, sahipsiz de bırakılsa yine etkileyici çiçekler açacaklardır; çöllerde dahi çok güzel, çok görkemli çiçekler açar…
Mehmet Murat ildan
İnsanları tiyatronun büyülü dünyasına çeken gerçekte nedir? Bizleri ve tiyatroyu seven milyonları tiyatroya bağlayan, ona saygı ve hayranlık duymamızı sağlayan şey geçmişte yaratılmış büyük eserlerdir! Bizi tiyatroya bağlayıp onu sevdiren Sophokles’in Antigone’sidir, Shakespeare’in Romeo ve Juliet’idir, Çehov’un Martı’sıdır, Goethe’nin Faust’udur, Moliere’in Cimri’sidir, Rostand’ın Cyrano’sudur, Gogol’un Müfettiş’idir!..
Bu büyük oyun yazarlarının büyük eserlerini literatürden çekip çıkarırsanız tiyatro bir anda korkunç fakirleşir, müthiş bir değer kaybına uğrar, sıradanlaşır. Tiyatroyu tiyatro yapan onlardır. Dünya Tiyatro Günü benim için bir Şükran Günüdür! Yazdıkları eserlerle insanlığı yüceltmiş, özellikle kendilerinden sonra gelen biz oyun yazarlarına paha biçilmez bir vizyon vermiş bu büyük isimlere minnettarlık sunma günüdür. Onların isimlerini anmaksızın bir Dünya Tiyatro Günü kutlamak mümkün değildir.
Özellikle oyun yazarlığı yapanlar için 10-15 tane çok büyük hoca vardır ve bunlardan birinin öğrencisi olmak her zaman için büyük bir ayrıcalıktır. Bu hocalar artık yaşamıyorlar, ancak sevgi bağıyla onların öğrencisi olmak her zaman mümkündür. Çehov büyük bir öğretmendir, onun okulunda yetişmek zevklidir; İbsen iyi bir ustadır, onun mektebinde okumak güzeldir, Strindberg yaman bir üstattır, onun akademisinde eğitilmek pek hoştur….
27 Mart 2005 Dünya Tiyatro Gününde ben bu büyük isimleri şükranla anıyorum. Onlar tiyatroyu, baktığımız zaman büyülendiğimiz bir cennete çevirdiler, onlar tiyatroyu edebiyatın zirvesine taşıdılar, ona derinlik ve büyüklük, zarafet ve ihtişam kattılar. Bizim tiyatro aşkımızın ateşini yakan onların alevleridir!..
Tiyatro salonlarınız olabilir; dekorlarınız, paranız, pulunuz, ışıkçınız, oyuncunuz, makyajcınız, yönetmeniniz, dramaturglarınız, seyircileriniz olabilir, ama eğer büyük oyun yazarlarınız yoksa gerçek tiyatro yok demektir! Oyun yazarlığımızın ne denli önemli olduğu gerçeği maalesef bizde henüz anlaşılamamıştır!..
Yine bir Dünya Tiyatro Gününde, yeni ve “kaliteli” oyun yazarlarına gereken desteği ve önemi hiçbir şekilde vermeyen “kötü niyetli anlayışı” kınıyorum! Ancak kırlar, bakılmasa, gübrelenmese, sahipsiz de bırakılsa yine etkileyici çiçekler açacaklardır; çöllerde dahi çok güzel, çok görkemli çiçekler açar…
Mehmet Murat ildan
No comments:
Post a Comment