Wednesday, August 26, 2009

BBC SHAKESPEARE VE ÇÜRÜME!

İngiliz radyo ve televizyon kurumu BBC altı yıllık büyük bir projeye el atmıştı. Bu proje Shakespeare'in bütün oyunlarının, 37sinin tamamının, tiyatro biçiminde filme çekilmesiydi. Bu filmler Cedric Messina ve Dr. Jonathan Miller tarafından üretildiler ve BBC Shakespeare adı altında video kasetler şeklinde piyasaya sürüldüler. Çok zaman aldı, çok para harcandı, çok dikkatli çevrildiler, büyük yetenekler kullanıldı. Anthony Hopkins, Ben Kingsley, John Gielgud, Claire Bloom ve Derec Jacobi gibi İngiltere'nin en seçkin tiyatral yetenekleri bu filmlerde oynadılar.

Bu yapımlardan en önemlisi Danimarka Prensi Hamlet'tir. İki kasetten oluşan bu yapım yaklaşık 4 saat uzunluğunda. Hamlet'i, bir Cambridge mezunu olan Sör Derec Jacobi oynamaktadır. Bu tiyatro filmini ilk seyrettiğimde "İşte Hamlet böyle oynanır!" diye düşünmüştüm; elbette başka türlü de oynanır, ama ancak böyle üst düzey kalitede ve her şey yerli yerinde oynanırsa Hamlet Hamlet olur. Sör Derec Jacobi Shakespeare'in metnindeki Hamlet'in ta kendisi olmuştur. Gerek Türkiye'de ve gerekse de dünyada Hamlet'i hangi tiyatro topluluğu oynarsa oynasın, bu kaseti mutlaka seyretmek zorundadır. Hamlet için en yüksek çıta bu BBC Shakespeare yapımıdır.

Ben şahsen bu başarılı yapımı seyrettikten sonra gördüğüm başka Hamlet yapımlarını hiç beğenmez oldum. Zaten artık hem Türkiye'de ve hem de dünyada bazen öyle garip, öyle yetersiz Hamlet'ler oynamaktadır ki insan şaşırıp kalmaktadır: Kot pantolonlu Hamlet, komik Hamlet, takım elbiseli, kravatlı Hamlet ve daha nice post modern yanlışlıklar... Hamlet'i bir türlü geçmişte bırakmayı istemeyen yönetmenler, oyuncular var her yerde; onu illa ki günümüze getirecekler, neredeyse cep telefonuyla bile konuşturacaklar!.. Bırakın Hamlet geçmişte yaşasın! Ona, onda olmayan şeyleri yamamak son derece gereksiz. Çünkü Hamlet ancak kendi çağından, o kendi kasvetli görüşleriyle, kendi özgün karamsarlığıyla, o dönemin kostümleriyle, o çağların ayrıntılarıyla bize seslenince sesi gür çıkar!..

Hamlet'i kim oynamak istiyorsa, ister profesyonel bir topluluk olsun, ister amatör bir topluluk, BBC Shakespeare serisinden Hamlet'i seyretmelidir; üstelik bir kez değil, on kez, yirmi kez; sanırım bu seri TRT arşivlerinde de vardır. Ülkemizde, bazı büyük ve derin felsefeli oyunları seyircinin damak tadına uygun hale getirmek gibi korkunç hataların işlendiği, bugünle bir paralellik kurmaya çalışmak gibi gereksizliklere girildiği sıkça görülmüştür. Örneğin III. Richard Ankara'da oynadığında, III. Richard'ı kasvetli adam imajından kurtarmak, onu seyirciye daha sevimli göstermeye çalışmak için özel çaba harcanmıştı ve tabii ortaya bir Shakespeare oyunu değil, alâkasız bir oyun çıkmıştı.

Pen Yazarlar Derneği başkanı sayın Üstün Akmen'in Hırçın Kız'la ilgili pek isabetli bir oyun eleştirisi vardı. Bahsettiğim konuların daha somut bir hale getirilmesine katkıda bulunacağı için bu yazıdan bir bölümü aşağıya aktarmak istiyorum:

"Pekiii... Şimdi soralım: “Günümüze özgü yorumlamak,” Biondello karakterini eşcinsel çizmek midir?” Gezgin'i, hem de son derece kötü biçimde Yahudi şivesiyle konuşturtmak mıdır? Shakespeare'i güncelleştirmek, Katharina'ya: “İşte kapı işte sapı”, Tranio'ya: “Datlı yiyelim, datlı konuşalım”, Gremio'ya “Bianca Hanım” dedirten; “Anasını satiiim”, “Şerefsizim” gibi günümüz televizyon dizilerinde suyu çıkartılmış ve çıkartılmakta olan sözcükler kullanılan; Elizabeth çağına pek yakışmış(!) “Sarımsaklı paça”, “işkembe çorbası” gibi tanımlara yer veren; Shakespeare dramalarında sözcüklerin birer içeriği olduğunu atlayan, sözcüklerin kendi aralarında “Shakespeare uyağı” olarak anılan biçimde uyak yaratmasını engelleyen bir çeviriye; başarılı bir çevirmen olarak tanıdığımız ve sevdiğimiz Zeynep Avcı'nın bu abuk çevirisine sahip çıkmak mıdır? Shakespeare oyunlarının kendine özgü ses tonunu yadsımak mıdır, Shakespeare'i güncelleştirmek? Kullanılan, söylenen her sözcüğün bir anlamı olduğunu ve olayı göz ardı etmeden (özellikle bilinerek) Shakespeare özelliklerine sadık kalınarak verilmesini savsaklamak mıdır? Katharina'yı Cathrine yapmak mıdır? 1851'de, yazılmış Verdi'nin Rigoletto operasının üçüncü perdesinde Mantova Dükünün söylediği, kadının rüzgârdaki bir tüy kadar oynak olduğunu, ona hiç güvenilmemesi gerektiğini anlatan, tüm zamanların en kıvrak, en akılda kalıcı aryası “La donna è mobile”yi 1592'nin “Hırçın Kız”ına fon yapmak mıdır?"
İşte özellikle Shakespeare gibi bir büyük ustanın, daha doğrusu tiyatrodaki en büyük üstadın eserlerine sayın Üstün Akmen'in belirttiği türden bu ve benzeri yanlış yaklaşımları ortadan kaldırmak için benim önerim BBC Shakespeare serileridir! Bunlar temel referans olarak alınmalıdır. Ancak en iyiler örnek alınırsa çok daha iyilere gidilebilir... Shakespeare'i güncel kılma gayretlerini, seyircinin daha hoşuna gider hale getirme çabalarını açıkçası yadırgıyorum. Bunlar ancak bir çürümedir!.. Bir Shakespeare oyununda "Datlı yiyelim, datlı konuşalım!" bir çürümedir! Hem Türk ve hem de dünya tiyatrosundaki bu bozulmaları ortadan kaldırmak için eleştirmenlere ve bilinçli seyircilere büyük iş düşmektedir.

Mehmet Murat ildan

No comments:

Post a Comment